“Adalet Yürüyüşü: Yetmez Ama Evet” başlıklı yazımda özetle;

  • CHP, “Adalet talebinde bulunan vatandaşları” yürüyüşe davet etmiş olsa da bu çağrının daha da somutlaştırılmasının,
  • Yürüyüşün; “darbeciler, şiddete bulaşanlar hariç af istiyoruz”, “Olağanüstü Halin kaldırılmasını istiyoruz”, “KHK’lıların işe iadelerini istiyoruz”, “Ceza mevzuatında değişiklik istiyoruz”“Erken seçim istiyoruz” gibi somut bir talebinin olmasının,
  • Bu talebin karşılanmasına kadar da eylem serisinin devam ettirilmesinin,

gerektiğini ifade etmiştim.

kk tek

Adalet yürüyüşü nihayet Pazar günü yapılan coşkulu bir mitingle de sona erdi. Öncelikle başta Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm katılımcılara teşekkür etmemiz gerekiyor.

Mitingde yapılan konuşma, bir siyasi parti genel başkanının konuşmasının ötesinde gerçekten adalet talebinde bulunanların ardına düştüğü bir liderin konuşması niteliğindeydi. Klasik CHP tabanına yönelen bir konuşmadan ziyade mağdur olan tüm kesimlere yönelmeye çalışan mesajlar içeriyordu.

0_42495_DRONE090720172423Yönelmeye çalışan diyorum çünkü; konuşma bittiğinde, belli noktalarda halen kabukların – kalıpların kırılamadığını, çekingen davranıldığını gördük. Örneğin özellikle 7 Haziran – 1 Kasım arasında şehirleri yerle bir edilmiş Kürtlere özel bir paragraf açılmaması ciddi bir eksiklikti. Yine bu bağlamda sembolik de olsa Selahattin Demirtaş’ın isminin anılmaması da bir eksikliktir. Orman işçilerinin sorunlarına kadar detaya girilen noktalarda, KHK ile ihraç edilen veya çalıştığı kurumları kapatılan kişilerin, özel sektörde dahi çalışmalarına müsaade edilmediği gerçeğine daha fazla vurgu yapılabilirdi.

Başörtülü ve dindar kesim için olumlu mesajlar vardı. Ancak bununla birlikte talepler kısmında yer alan şu ifade (5. madde); “20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir.” oldukça sorunludur.

Bu ifade; adalet talebinde ayrımcılık algısı oluşturmaktadır. Bu ifadenin mefhum-u muhalifinden şu anlam çıkmaktadır: “20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle irtibatı bulunan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmemelidir.”

Bu tanımlamadaki temel problem; kimin darbe girişimi ile veya onun arkasında olduğu iddia edilen yapı ile irtibatı olduğunu, yine adalet talebinde bulunulan baskı rejimin söyleyecek olmasına ses çıkarılmayacağıdır. Muhalif oldukları için kamu görevinden atılan kişiler için adalet talep edilirken, Gülenci olduğu için atılanların kaderinin gerçek bir adalet sistemine değil de yine baskı rejimine bırakılmasında bir tuhaflık yok mu? Ayrıca irtibat kavramı nedir? Bank Asya’da hesabı olmak, Kılıçdaroğlu için, bu yapı ile irtibatlı demek için yeterli midir? Yeterli ise bu başlı başına ihraç nedeni olarak kabul edilebilir mi? Ayrıca somut bir eylem iddiasının da açık şekilde izah edilmesi de şart değil midir?

Şunu da unutmayalım: İlk üç ihraç KHK’sında, ihraç gerekçesi Gülencilerle irtibatlı olmak iken sonraki KHK’larda bu tanımladan vazgeçilmiş “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan” ifadesi kullanılmıştır.

Bu sorularla birlikte değerlendirdiğimde yukarıda yer verdiğim 5. madde; konuşmada en çok hayal kırıklığı yaşadığım nokta oldu.

Konuşmadaki sistemsel sorun ise -maddeler halinde bakacak olursak- taleplerin içinin doldurulmamış olmasıdır.

“m. 2: Hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.” Bu ifade ile ne talep edildiği belli değildir. Örneğin ceza kanunlarında değişiklik mi isteniyor, savunma makamının üzerindeki baskıların kaldırılması için (15 Temmuzdan sonra yaklaşık 2 bin avukat hakkında işlem yapıldı bine yakın avukat tutuklandı) kanuni düzenleme mi talep ediliyor? Bu konuda bir çözüm önerisi sunulmuş olmaması bu talebi anlamsız kılmaktadır.

“m. 3: Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır”. Peki nasıl? Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki önerisi nedir? Acil bir Anayasa değişikliği ile HSK’nın ve Yüksek Mahkemelerin yeniden düzenlenmesi mi isteniyor? Bu talebin de içinin doldurulması gerekiyor. Aynı maddedeki diğer bir talep de “Kolektif suç” gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.” şeklinde kaleme alınmış. Bu ifadenin, hayatların en azından bir döneminde Gülencilere değmiş herkesin, eğer bugün baskı rejiminin yanında yer almıyorsa, cezalandırılması yönünde yapılan işlemler için kullanıldığı düşünüyorum.

Çünkü bir yıldır yaşadığımız süreçte, bu tanıma uyan kişiler terör örgütü üyeliği ile suçlandığını görüyoruz. Bu işlemlere Kılıçdaroğlu’nun itiraz etmesi doğru bir yaklaşımdır ama çözümü nedir? Örneğin “15 Temmuz milat olsun, öncesindeki iddialar için af çıkarılsın” mı diyor “şiddet ve cebir eylemi içinde olmayanlara dokunmayın” mı diyor? Bu talebin de içinin doldurulması şarttır.

“m. 4: OHAL mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.” Bu talep baskı rejimi tarafından belki de kabul görecek tek taleptir. Çünkü; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu 17 Temmuzda çalışmaya başlayacak ve sonrasında da yargı süreci işletilecek. Türk yargı sistemine ve Komisyon pratiğine göre bu mağdurların; komisyon kararı ile işlerine dönmesi en erken 1 yıl, mahkeme kararı ile en erken 3 yıl demektir. Baskı rejimi zaten bu süreleri çoktan göze almış ve hesaplamıştır.

Kaldı ki; komisyon kararı ile veya mahkeme kararı ile geri dönüş mağdurun itibarının iadesi anlamına gelmeyecektir. Çünkü ilgili KHK hükmü gereği, iadesine karar verilen kamu görevlisi ihraç edildiği andaki görevine değil, o görevin özlük haklarına sahip pasif bir göreve atanacaktır. Ayrıca asker – polis iseniz zaten kurumunuza değil örneğin Tarım İl Müdürlüğüne atamanız yapılacaktır. Yani her şekilde mağduriyet devam edecektir. Bu nedenle bu talebin daha anlamı hale getirilmesi şarttır.

m. 5 ile ilgili sorunu yukarıda yukarıda ifade etmiştim. Tekrar etmiyorum.

“m. 6: Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir.” İktidar zaten bu kişilerin gazetecilik faaliyetinden değil terör suçu ile ilgili iddialardan dolayı tutuklu olduğunu iddia ediyor. Dolayısıyla burada; Basın Kanunu çerçevesinde çalışan kişiler için bir af talebi daha doğru olur. Akp benzer bir kanuni düzenlemeyi, geçmiş yıllarda yapmış, birçok gazeteci hakkındaki soruşturmanın gizliliğini ihlal vb suçların soruşturulmasını durdurmuştu.

“m. 7: OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. … Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.” Somut talep yine yok. Ne yapılmalı? Anayasa değişikliğine ilişkin kanun ilga mı edilmeli?

Burada yer vermediğim, taleplerin sekizinci, dokuzuncu ve onuncu maddeleri yine aynı şekilde somut çözüm önerilerinde ziyade soyut talepler içermekte.

Kılıçdaroğlu’nun, yakalanan bu atmosfer dağılmadan, bu taleplerin içini dolduran somut çözüm önerileri ile iktidar partisine teklif götürmesi şarttır. Bu çözüm önerilerinin kabulüne kadar da daha farklı bir eylem planlaması yapması gerekmektedir.

Aksi taktirde bu yürüyüş, baskı rejiminin mağduru veya muhalifi olan, adalet talebinde bulunan kişilerin, biriken enerjilerinin salınmasından, gazlarının alınmasından başka bir anlam taşımayacaktır. Bu da en çok baskı rejiminin işine gelir. Onlar da biliyor ki; kendi mahallerinden bile gelmeye başlayan tepkiler, bu yürüyüşle en azından belli bir süre kesilmiş veya stabil hale gelmiş oldu. Çünkü, baskı rejiminden şikayetçi olan herkes, “bakalım Kılıçdaroğlu ne yapacak, hükümet ne diyecek” diye beklemeye başladı.

Tüm eksikliklerine rağmen Adalet Mitingi’ne de Yetmez Ama Evet diyorum. Bakalım devamı gelecek mi?

●○•○●

Yazıyı beğendiyseniz / paylaşmak isterseniz aşağıdaki tweeti, retweet edebilirsiniz: