İslam inancına göre insan, “eşref-i mahlukat” olma fıtratında yaratılmıştır. Bununla birlikte İslam inancı, insanın, bu fıtratına aykırı da davranabileceğini kabul etmekte hatta bu fiilleri nedeniyle “esfel-i sâfilin” mertebesine kadar da inebileceğini öngörmektedir.

İnsanın veya insan yığınlarının (toplumların), esfel-i sâfilin olarak görülmelerine neden olacak eylemler, genel olarak büyük günahlar olarak kabul edilir. Büyük günah tanımlaması, sadece İslam inancında olmayıp gerek Eski Ahit’te gerek Yeni Ahit’te de tasvir edilmiştir.

Bütün İbrahimî dinlerde, büyük günahların başında “insan öldürme” gelir. Öldürme eyleminin, büyük günah olarak kabul edilmesinin nedeni de, insanın yer yüzünde “Yaratıcı’nın halifesi” olmasıdır. İnsanın bu niteliği, İbrahimî dinlerin bütün kitaplarında da net şekilde izah edilmektedir.

Öldürme eyleminin, kitlesel ve sistemli şekilde yapılması ise genel olarak soykırımın basit tarifini oluşturur. Soykırım, sosyolojik bir terimdir ve geniş manâda; ırk, din, siyasi görüş, sosyal veya sınıfsal statü ya da başka bir ayırt edici nitelik bakımından diğerlerinden farklılaştırılan bireylerin veya toplulukların, güç sahiplerinin kararları ile sistemli ve planlı şekilde yok edilmeleri veya yok olmalarına neden olacak eylemler olarak tanımlanmaktadır.

Bu hali ile soykırım, Yaratıcı’nın, eşref-i mahlukat fıtratında yarattığı bir insanın, canavarlaşmasının bir sonucudur ki bu fiil, faillerini de esfel-i sâfilin çukuruna indirmektedir.

Nezikinde ve ukubatta, günah olarak belirtilip, Yaratıcı’nın cehennem vaat ettiği bu eylemlere pozitif hukuk da cezai müeyyide getirmiştir. Soykırım, ülkelerin kendi ceza hukuku sistemlerinde suç olarak tanımlanmıştır. Öte yandan soykırım suçuna, 1948’de imzalanan Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde tüm üye ülkeleri bağlayan bir tanım getirilmiştir.

Sözleşmenin 2. maddesine göre, ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen; (a) grup üyelerinin öldürülmesi, (b) grup üyelerine ciddi bedensel veya zihinsel zarar verilmesi, (c) grubun yaşam koşullarının, grubun bütününün veya bir kısmının yok olacağı hesaplanarak kasten değiştirilmesi, (d) grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler alınması, (e) gruba mensup çocukların veya grup üyelerinin çocuklarının zorla bu gruptan alınıp bir diğerine verilmesi, fiillerinden herhangi biri soykırım suçu olarak tanımlanmıştır.

Aynı sözleşmenin 3. maddesinde de; (a) soykırımda bulunmak, (b) soykırımda bulunulması için işbirliği yapmak, (c) soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak, (d) soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek, (e) soykırıma iştirak etmek fillerinin cezalandırılacağı belirtilmiştir.

WAR & CONFLICT BOOK ERA:  WORLD WAR II/WAR IN THE WEST/THE HOLOCAUST

Literatürde soykırıma giden süreç için yedi aşama öngörülmüştür. Bu aşamalardan ilk altısı aynı anda görülebildiği gibi silsile şeklinde uygulandığı olmuştur. Yedinci ve son aşama ise amacın tamamlanmasıdır.

1. Sınıflandırma: Soykırım hedefine alınmış bireyler veya topluluklar ile güç sahipleri ve destekçileri arasında ayrışma amaçlanmaktadır. Basit bir izahla “bizler ve onlar” şeklinde bir bölünme sağlanır. Bu aşamada hedef gruba doğrudan bir maddi veya manevi saldırı yoktur. Sadece hedef grup ile diğer kesimler arasındaki farklar dile getirilmeye başlanır. Sonucu soykırıma varmasa bile birçok toplumda hatta modern dünya da bile bu sınıflandırma özellikle siyasetçiler eliyle yapılmaktadır. Kadınlar – erkekler, okumuşlar – cahiller, Aleviler – Sünniler, Kürtler – Türkler, Müslümanlar – Hristiyanlar, dindarlar – dindar olmayanlar gibi tanımlamalar bir sınıflandırma yöntemidir.

2. Simgeleme / İşaretleme: Bu aşama hedefteki gruba zorla bir işaret taşıtılması şeklinde olabildiği gibi o grubun, belirgin bir fiziksel, maddi veya manevi özelliği ile yaftalanması şeklinde olabilmektedir. Örneğin, Hitler; Yahudiler’in kollarında Yahudi olduklarını belli eden işaret taşımaları gerektiği şeklinde kararname çıkarmış ve Yahudilerin toplum içinde bu şekilde belirginleşmelerini sağlamıştı. Yine Hitler, Yahudilerin kimliklerine kırmızı renkli bir “J” (Jewish) harfi bastırmış, isimleri Yahudi ismi olmayan erkeklere “Israel”, kadınlara da “Sara” ön adı adı ekletmişti. Ortaçağ’da da cüzzamlı hastaların, hastalıkları sebebiyle oluşan fiziksel deformasyon, simgeleme amacı için kullanılmıştı.

3. Kutuplaştırma: Bu aşamada hedef grup ile diğer kesimler arasındaki iletişimin kesilmesi amaçlanmaktadır. Gruplar arasında geçişkenlik ve iletişim yok edilir. Hedef grup, kendi gettolarına çekilmek zorunda kalır. Medya ve propaganda yoluyla dışlayıcı, aşağılayıcı yayınlar yapılır. Hitler bu amaçla, Yahudilerin belli meslekleri (avukatlık, doktorluk, öğretmenlik vb) yapmalarını, ticaret yapan Yahudilerden Yahudi olmayanların alışveriş yapmalarını, Yahudilerin Yahudi olmayanlarla evlenmelerini yasaklamıştı. Belli bir aşamadan sonra Yahudi olmayanların Yahudilerle konuşmalarını, selamlaşmalarını dahi suç sayan kararname çıkarmıştı.

4. Dehümanizasyon: Soykırıma giden süreçteki en kritik psikolojik aşama burasıdır. Güç sahipleri ve destekçileri, hedefteki grubun “insan”lığını inkar ederler. Hedef grubun üyeleri hayvanlara, parazitlere, böceklere benzetilir veya toplumun ahlaki değerleri bakımından aşağılık olarak kabul edilecek tanımlamalarla ya da hastalıklarla özdeşleştirilir. Bu aşamanın kritik olmasının sebebi ise; güç sahipleri tarafından, destekçilerinin canavarlaşma hisleri ortaya çıkarılır ve hedef grubun korunması veya desteklenmesi güdüsünü taşıyan vicdanlı kişilerin de gözünün korkutulmasını sağlar, itiraz etmelerini engeller. Bu aşama, büyük oranda kırılma noktasıdır. Dehümanizasyon aşamasının tamamlanmasından sonra, doğal seyrinde, sürecin artık geri dönme ihtimali pek yoktur. Çünkü; dehümanizasyonun en ürkütücü sonucu, dehümanize edilen grubun, kendilerine yapılan (sınıflandırma, simgeleme vs) ve ileride yapılması planlanan (soykırım) fiilleri, hak ettikleri yönündeki bir gerekçe artık genel kabul görür. Bu kabullenme, haksızlıklara karşı diğer tüm grupları körleştirmekte, duyarsızlaştırmaktadır. Yapılan haksızlıklar, vicdanlı insanlar tarafından dahi artık görülmez olur.

5. Örgütlenme: Bu aşamada yapılan soykırım için teknik alt yapı çalışmaları yapılır. Kamu kuvvetleri eliyle veya özel oluşturulmuş çetelerle, imha planları yapılır. Hitler bu amaçla iki ayrı silahlı örgüt oluşturdu. Einsatzgruppen adı verilen yaklaşık 4 bin kişilik özel ordu, seyyar olup işgal edilen şehirlerdeki evleri tek tek gezerek Yahudileri infaz etmekle görevliydi. Bu birliğin 4 yıl içinde 1,3 Milyon Yahudiyi öldürdüğü tahmin ediliyor. Diğer ordu ise SS içinde oluşturulan Allgemeine-SS isimli yapıydı. Sayısı bir dönem 100 bine kadar çıkan bu ordunun hedefi ise Almanya toprakları içindeki Yahudilerdi. Bu ordunun da 5 milyona yakın Yahudi’nin ölümünden sorumlu olduğu kabul ediliyor. Bu ordunun Hitler tarafından verilen diğer görevleri kapsamında da 3 milyon Sovyet esirini, 2 milyon Etnik Polonyalı’yı, 1 milyon Romen’i, 250 bin bedensel ve zihinsel engelliyi, 150 bin masonu, 25 bin Sloven’i, 10 bin eşcinseli, 5 bin Yehova Şahidi’ni (toplamda yaklaşık 11 milyon kişiyi) katlettiği belirtilmektedir.

6. Hazırlık: Bu aşamada hedef grubun evlerinin işaretlenmesi, toplama kamplarının oluşturulması, gettolarından çıkışlarının engellenmesi gibi yöntemler uygulanmaktadır. Diğer taraftan hedef gruba karşı harekete geçmeye hazır oldukları mesajı verilerek hedef gruba, psikolojik olarak son saldırılar yapılır. Artık soykırım fikrinin genel kabul görmesi nedeniyle de diğer gruplar, imhanın bir an önce yapılması için baskı yapmaya başlar. Çünkü onların gözündeki grup, insan değildir, insan ırkına ve topluma zarar verecek nitelikleri, hastalıkları vardır. Bir an önce yok edilmeleri şarttır.

7. İmha: Güç sahipleri, hedef grubu sistemli şekilde yok etmeye başlar. Hitler bunun için toplama kamplarında gaz odaları, krematoryum inşaa etmiştir. Ayrıca bu kişiler üzerinde deneyler yapmıştır. İmha işlemi, diğer kesimler arasında sevinçle karşılandığı gibi uygulanan yöntem konusunda ise tartışma olur. Kullanılan bazı yöntemler beğenilmez, daha acı verici ve şiddetli olması arzu edilir. Hatta soykırımda görev almak isteyen gönüllüler ortaya çıkar. Kendisini bir görevli kabul edip, kendi katliamlarını yapan bireyler, gruplar türer.

*****

Bir sonraki yazıda son üç yılda ülkemizde yaşananları bu kriterler bakımından değerlendireceğim.

●○•○●

Bu yazıyı beğendiyseniz / paylaşmak isterseniz aşağıdaki tweeti, retweet edebilirsiniz.