Bekir Bozdağ

1999 yerel seçimlerinde Fazilet Partisi’nden, Yozgat Akdağmadeni Belediye Başkanı adayı olan Bekir Bozdağ, 343 oy farkla seçimi kaybettiğinde, siyasi hayatının bittiğini de düşünmüş olabilir. Ama O’nun siyasi hayatı bu yenilgi sonrasında, çıkışa geçer.

Fazilet Partisi’nin, kapatılmasından sonra kurulan Saadet Partisi’nin, Yozgat il teşkilatlanmasını yapacak ekip içinde yer alması beklenen Bozdağ, kendi siyasi hayatı için doğru tercihi yapar. Bir ay kadar bekler ve 14.08.2001’de Akp’nin kurulması ile birlikte Akp’ye dahil olur, siyasi işlerden sorumlu İl Başkan Yardımcılığı’na atanır.

Derken 22. Dönem Milletvekili seçimleri (03.11.2002) gelir. Partideki görevinden istifa edip milletvekili aday adayı olur. Partisi O’nu, o dönem altı milletvekili çıkaran Yozgat’ta beşinci sıradan aday gösterir. Bu sıraya oldukça bozulan Bozdağ, Yüksek Seçim Kurulu’na adaylıktan çekilme başvurusu yapmak ister. Ama bir sonraki seçimlerde daha üst sıralardan aday gösterileceği sözü alan Bozdağ, adaylıktan çekilmekten vazgeçer. Yine de seçilemeyeceği düşüncesi seçim çalışmalarına neredeyse hiç katılmaz. Lakin MHP’nin baraj altında kalması Bozdağ’a yarar ve Akp’nin seçilen son adayı olarak TBMM’ye girer. 22. Dönemde TBMM Adalet Komisyonu üyesi olarak görev yapar.

Ekran Resmi 2017-08-09 22.50.49.png
Bekir Bozdağ’ın ismi bir dönem Akp Genel Başkanlığı için de geçmişti

Buraya kadar ki hikaye, Anadolu’da avukatlık yapan, sonradan siyasete göz dikmiş, şansının yardımıyla da milletvekili olmuş bir kişinin portresinden farksız. Ama Bekir Bozdağ’ın yıldızı 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde parlar. O konuya girmeden, önce diğer Bozdağ’dan bahsedelim.

Ünal Bozdağ

1998 yılında hakimlik sınavını kazanan Ünal Bozdağ, farklı yerlerde hakimlik yaparken Akp ile birlikte yargı bürokrasisine geçer. Hemşehrisi Cemil Çicek’in Adalet Bakanlığı döneminde 2004’te Bakanlık merkez teşkilatında önce Tetkik Hakimi olarak çalışmaya başlar. Bu dönemde öğrenciliğinden beri irtibat içinde olduğu Gülen cemaatinin de yardımıyla Personel Genel Müdür Yardımcılığına kadar yükselir (yazı yazarken konuştuğum bazı kişiler Ünal Bozdağ’ın Gülen Cemaati ile ilişkisinin, irtibat değil mensubiyet olduğunu ısrarla ifade ettiler). Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanı olması sonrasında da “Adalet Bakanlığı görevine atanmamla birlikte, abi-kardeş ilişkisi nedeniyle, icracı bir pozisyonda görev yapmasının doğru olmayacağını değerlendirdiğim için aktif görevinden alınıp pasif bir göreve atanmıştır.” açıklaması ile bu görevinden alınır. Halen de Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri olarak görev yapmakta.

Tekrar dönelim 2007’ye.

Malum 2007, Cumhurbaşkanlığı seçimi nedeniyle, siyasi gerilimin tavan yaptığı bir dönemdi. Akp’de, Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışılırken, sol – Kemalist cephe ise Cumhurbaşkanı adayının eşinin başörtülü olma ihtimalini tartışmaktaydı. Akp’de genel beklenti ve istek Erdoğan’ın aday olması yönündeydi ama bazı Akp’liler partinin dağılacağı endişesi ile buna karşı çıkmaktaydı.

İşte bu dönemde Bozdağ kardeşler, Erdoğan’ın adaylıktan vazgeçmesine neden olan, Bekir Bozdağ’ın yükselişindeki ivmeyi katlayan konuyu Erdoğan’a izah ederler.

Gülen cemaati, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasını istemiyordu. Bunun iki sebebi vardı. (1) Erdoğan, cumhurbaşkanı olursa Akp’nin siyasi gücü zayıflar, bu cemaat için de ileride sorun oluşturur, (2) Erdoğan, Cumhurbaşkanı olursa yerine gelecek kişi olan Abdullah Gül ile cemaatin uyumlu bir çalışma yürütmesi oldukça zor olur.

Bu noktada Gülen Cemaati ile irtibatlı yargı bürokrasisi, Ünal Bozdağ üzerinden Bekir Bozdağ’a bir rapor sunar. Epey kapsamlı şekilde hazırlanan ve her türlü ihtimalin dikkate alındığı raporda özetle şu ifade edilmektedir: Cumhurbaşkanının, milletvekili dokunulmazlığı gibi bir zırhı yok, Erdoğan cumhurbaşkanı olursa, Belediye başkanlığı döneminden bekleyen ceza dosyalarında, yargılama süreci başlayabilir. Bu risk nedeniyle cumhurbaşkanı adayı olmamalı”. (Nitekim, bu risk; Cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül için gerçekleşmiş, Refah Partisi kayıp trilyon davası nedeniyle Sincan Hakimi Osman Kaçmaz, Gül’ün yargılanması için süreci başlatmış ama Yargıtay bu sürece engel olmuştu.)

Bu raporu alan Bekir Bozdağ, neden aday olmaması gerektiğini, Erdoğan’a rapordaki gerekçelerle uzun uzun anlatıp Gülen cemaatinin hazırlattığı raporu, kendi raporu gibi pazarlar. Bozdağ’a Erdoğan’ın tepkisi, “bu ihtimali bana daha önce hiç kimse söylemedi” şeklinde olur. Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçen Erdoğan için Bekir Bozdağ, artık çok önemli bir siyasetçidir.

Cumhurbaşkanı seçim süreci malum. Orayı geçelim. 23. Dönemde (2007-2011) terfii alan Bekir Bozdağ, Grup Başkanvekili olur. Bilmeyenler olabilir, Grup Başkanvekilliği TBMM’de tüm partiyi yöneten organdır. Parti Genel Başkanı’nın vekilidir. TBMM faaliyetlerinde, Bakanlar dahi Grup Başkanvekillerinin talimatı ile hareket eder.

24. dönemde ise önce Başbakan Yardımcısı olur Bekir Bozdağ. 17 Aralıkta patlayan yolsuzluk operasyonu üzerine, Sadullah Ergin’in Hatay’da seçim çalışması yapıyor olması nedeniyle İstanbul’a gidip operasyona ilk müdahale eden kişi de yine Bozdağ olur. 25.12.2013 günü, belediye başkan adaylığı nedeniyle istifa eden Sadullah Ergin’in yerine Adalet Bakanı olur. Bu görev aynı zamanda, Erdoğan’ın Gülen cemaati ile olan savaşındaki en güvendiği kumandanının, Bozdağ olduğu anlamına gelmektedir. Nitekim, Anayasa gereği ayrılmak zorunda kaldığı dönem haricinde üç yılı aşkın süre yürüttüğü bu görevini, Erdoğan adına layıkıyla yerine getirdiği söylenebilir.

üb
Ünal Bozdağ’ın görevden alınması gündem olmuştu

Tekrar Ünal Bozdağ’a dönelim. Ünal Bozdağ da, bakanlık bürokrasisinde bir çok kritik operasyon yürütür. Bunlardan sadece ikisini anlatmak, Ünal Bozdağ’ın önemini anlamaya yetecektir.

Şemdinli iddianamesi ile ülke gündemine oturan Ferhat Sarıkaya, 2006 yılında meslekten ihraç edilir. 15 Temmuzdan sonra itirafçı olarak ifade veren Ferhat Sarıkaya, bu ihraç sonrasında kendisine Gülen cemaatinin destek olduğu ifade ediyor. Bu iddiası ne derece doğru bilmiyorum. Ama yargı camiasını bilen herkes o dönemde Ferhat Sarıkaya’nın en büyük hâmisinin, Ünal Bozdağ olduğunu da bilir. Ünal Bozdağ’ın, Sarıkaya’ya iş ve maddi imkan sağlanmasındaki katkılarını da. Şemdinli iddianamesini yazarken yaptığı rezilliklerin hepsini itiraf eden Sarıkaya’nın, halen meslekte olmasını ve korunmasını, bu minval üzerinden değerlendirmek gerekir. İfadesinde Ünal Bozdağ’dan hiç bahsetmeyen Sarıkaya, Ünal Bozdağ’ı kollar, Ünal Bozdağ da Sarıkaya’yı. Ama gün gelir, Sarıkaya meselesi daha fazla deşilirse daha ilginç bilgilerin de ortaya çıkacağını söyleyebilirim.

Ünal Bozdağ’ın rol aldığı diğer önemli olay da 2010 HSYK seçimleri olur. Cemaat – Akp ortaklığı ile hazırlanan liste, İbrahim Okur – Birol Erdem ikilisinin eseri olmakla birlikte bu listenin hazırlanmasında Ünal Bozdağ’ın çok ciddi katkısı vardır. Bu kişilerin hem Akp’yle hem de Gülen cemaati ile ilişkileri sayesinde hazırladıkları listeye, Sadullah Ergin ve Hakyolcu olarak bilinen bazı yargı mensupları karşı çıkar. Ama Bozdağ kardeşlerin, Erdoğan üzerindeki etkisiyle itiraz boşa çıkartılır.

Ünal Bozdağ’ın, Gülen cemaati iltisakını, yargı camiasında bilmeyen yok. Bir gün bir yerlerden maklube sofrasında çekilmiş fotoğrafları çıkarsa çok da şaşırmayalım. 15 Temmuzdan sonra eniştesi Gülen cemaati ile iltisaklı diye ihraç edilen hakimler ve savcılar varken, ByLock kullandığı bile iddia edilen Ünal Bozdağ’a dokunulmaması da ayrı bir not olarak düşmek gerek.

Yazıyı, Yozgatlıların kullandığı bir espri ile bitireyim. “Yozgat’ın geçim kaynakları, tarım, hayvancılık, hakimlik ve savcılıktır” derler. Bozdağ ailesinin üçüncü ferdi İbrahim Bozdağ da halen Ankara Batı Adliyesi Hakimi.

●○•○●

Yazıyı beğendiyseniz / paylaşmak isterseniz, bu tweeti retweet edebilirsiniz.