Bugün bir takipçimin yazısını misafir ediyorum.

* * * * *

1. Giriş

Bilindiği gibi uluslararası medya ve insan hakları örgütleri tarafından da takip edilen aralarında Atilla Taş ve Murat Aksoy’un da bulunduğu 21 gazeteci hakkında daha önceki duruşmada tahliye kararı verilmişti. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca tahliye kararlarına itiraz mümkün olmadığı halde –mahkemeler, IŞİD sanıklarının tahliyesine savcılığın itiraz edemeyeceğine karar veriyor– savcılık tarafından bir kısım sanıkların tahliye kararlarına itiraz edilmiş, savcılık tarafından duruşmada tahliyesi istenen bazısanıklar hakkında ise aynı gün darbeye iştirakten yeni bir soruşturma açılarak gözaltı kararı verilmiş ve serbest bırakılmaları engellenmişti. Tahliye kararı veren hakimler de açığa alınmıştı.

Bu gazeteciler hakkında, darbeye iştirak suçlamasıyla ilgili açılan yeni davanın ilk duruşması, 18 Ağustos 2017 günü yapıldı. Sanık gazetecilerin ikisi hakkında tahliye kararı verildi, aralarında Atilla Taş’ın ve Murat Aksoy’un da bulunduğu on gazeteci hakkında ise tutukluluk halinin devamına karar verildi.

2. Tutukluluğun Devamı Kararının Gerekçesi

Duruşmada sanıkların yaptıkları savunmalar medyada ayrıntılı olarak yer aldı. Savunmaları irdelemek yerine, mahkemenin gazeteciler hakkında verdiği tutukluluk halinin devamına ilişkin kararı incelemeye çalışacağız:

Kararın gerekçesi aynen şu şekildedir:

“… (sanıklar) hakkında ortaya konulan iddialar ve bir bütün halinde atfedilen eylemlerle, bu eylemler sebebiyle cezalandırılmaları istenilen suçların kanunda öngörülen ceza miktarları, mevcut bilgi, bulgu ve belgeler ışığında sanıkların kuvvetli suç şüphesi altında oldukları, sanıklara isnat olunan eylemler sebebiyle cezalandırılmaları istenilen suçların, 5271 sayılı CMK’nın 100/3.a.11 maddesinde sayılan ve tutuklama nedeni kanunen var kabul edilen katalog suçlar içerisinde yer aldığı, 15 Temmuz 2016 gecesi FETÖ/PDY terör örgütü tarafından teşebbüs edilen kanlı darbe girişimi nedeniyle işin arzettiği önem ve isnat olunan suçların vasıf ve mahiyeti itibariyle ceza miktarlarının yüksek olduğu, sırf bu sebebi dahi gözeterek aynı örgüte mensubiyetle suçlanan çok sayıda sanığın yurt dışına kaçtıklarının bilindiği, ceza miktarlarının ağır olması sebebiyle kovuşturmadan kaçma veya kovuşturmayı sürüncemede bırakma gibi olumsuz davranışlarda bulunulması ihtimalinin bu gibi suçlarda makul bir şüphe ortaya koyduğu, FETO/PDY terör örgütünün halen çözümlenmeye devam edilmekte olan gizli yapısı itibariyle bu örgüte mensubiyetle veya örgütün işlediği yahut işlemeye teşebbüs ettiği suçlara iştirakle yargılanan ve haklarında kuvvetli şüphe sebepleri var kabul edilen kimselerin terör örgütünün çözülmesinin önüne geçilmesine matuf olumsuz davranış biçimlerine girmelerinin önüne geçilmesi, yukarıda zikredilen menfur olayların tekrarının yaşanmaması, kamu güvenliği ve milli menfaatlerin benzeri risklerden korunması amacıyla örgütün yapısı ve niteliği gereği yaşanan bu süreçte bu örgüte mensubiyetle birlikte örgütün işlemeye teşebbüs ettiği suçlara iştirakle yargılanan sanıkların mevcut delil durumu itibariyle adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyelerine karar verilmesinin bu aşamada yetersiz kalacak olduğunun da değerlendirilmesi nedeniyle tahliye taleplerinin reddi ile TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA …”

3. Karardaki Hukuka Aykırılıkların Bazıları

Karardaki hukuka aykırılıklar o kadar aşikar ki, hukukçu olmayanlar bile karardaki mantık hatalarına vurgu yaparak, kararı çok ilginç buldu.

3.1. Kararda gazetecilerin, “mevcut bilgi, bulgu ve belgeler ışığında kuvvetli suç şüphesi altında bulundukları” belirtilmiştir ama darbeye iştirak ettiklerine dair bilgi, belge ve bulguların nelerden ibaret olduğu belirtilmemiştir. Sanıklar hakkındaki önceki davada, terör örgütü üyeliğinden tahliye kararı verilmesi üzerine, tahliye kararının verildiği gün, savcılık “darbe” suçundan soruşturma açıp serbest kalmalarını engellemiştir. Gazeteciler, yeni açılan bu darbeye iştirak davasından yargılanıyorlar. Bu kişiler, madem darbe suçuna iştirak etmişlerdi, neden tutuklu kaldıkları aylarca süre işlem yapılmadı da, tahliye edildikleri gün darbeye iştirak ettikleri aniden farkedildi?

3.2. Aynı örgüte mensubiyetle suçlanan çok sayıda sanığın yurt dışına kaçmaları, yargılanan gazeteciler hakkında da kaçma şüphesinin varlığına gerekçe yapılmıştır.

Suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereği, her sanık ancak kendi eylemiyle sorumlu tutulabilir. Benzer suçtan yargılanan başka sanıkların kaçması, bu sanıkların da kaçma şüphesi altında olduğunu göstermez. Aksine, bu davada yargılanan bazı sanıklar kendiliğinden gelerek teslim olduklarını belirtmişlerdir. Kendiliğinden teslim olan bir sanığın, başka kişilerin eylemi referans gösterilerek kaçacağına kanaat getirilmesi, kollektif cezalandırma mantığına dayalı ilkel bir yöntemdir.

Diğer taraftan, benzer suçlardan yargılanan kişilerin kaçma eğiliminde olduğuna dair değerlendirmenin dayandığı veriler de gösterilmemiştir. Mahkemenin soyut olarak varsaydığı bu şüphe, maddi gerçekle ne derece örtüşmektedir? Sadece bir örnekle konuya ışık tutmaya çalışalım. İktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci Fehmi Koru, ByLock’a dayalı yoğun tutuklamaları eleştirdiği yazısında şöyle diyor“Her gün onlarca, hatta yüzlerce kişinin aynı gerekçeyle gözaltına alınması bu yönüyle dikkat çekici: O insanlar bir gün kapılarına gelineceğini bildikleri halde kaçmak yerine başlarına geleceğin gelmesini bekliyorlar…” Demek ki, FETÖ üyeliği iddasıyla tutuklananların çoğu evinde bekliyor!

atilla-tas-ve-murat-aksoy-icin-karar-2-tahliye-var-338069-5
Murat Aksoy ve Atilla Taş: 31 Ağustos 2016’da gözaltına alınıp 2 Eylül’de tutuklandılar. 31 Mart 2017’de tahliye oldular ama cezaevi kapısında yeniden gözaltına alınıp 15 Nisan’da tutuklandılar.

3.3. Gelelim mahkemenin hukuk tarihinde çığır açtığı gerekçelere: “Terör örgütünün çözülmesinin önüne geçilmesine matuf olumsuz davranış biçimlerine girmelerinin önüne geçilmesi, … yukarıda zikredilen menfur olayların (darbe) tekrarının yaşanmaması, kamu güvenliği ve mili menfaatlerin benzeri risklerden korunması”

Bu gerekçenin mefhumu muhalifinden şunu anlıyoruz: Bu tutuklu gazeteciler, darbeye teşebbüs etmiş örgütün çözülmesinin önünde birer engel! Yine, menfur darbe teşebbüsünün tekrarlanması riski var ve bu gazetecilerin tutukluluk hali devam ederse, ülke darbeden kurtulur, kamu güvenliği sağlanmış olur!

Bu gerekçeyi, yargılanan kişiler hakkında bilgi vermeden, makul düşünebilen herhangi bir kişiye okuyup, “bu davada yargılanan kişiler kimler olabilir” diye sorsanız size vereceği cevap çok büyük ihtimalle “bunlar darbeye karışmış generallerdir” olur.

Yine “önleyici hizmet” vermeye başlayan mahkememizin, ülkenin yeni darbe tehlikesi altında olduğunu nasıl bildiği de merak konusu. Gerekçenin bu bölümünde yazılanlar, mahkeme kararından çok İstihbarat Birimi raporunu andırıyor. 15 Temmuz darbe girişimini, Cumhurbaşkanına ve diğer ilgili kişilere / kurumlara bildirmeyen istihbarat birimleri, herhalde bu sefer işi ciddiye alıyorlar ki, darbe davalarına bakan hakimlere bile rapor sunuyorlar. Mahkemeler de dosyada delil olarak asla yer almayacak / alamayacak varsayımları, kararlarına gerekçe yapıyorlar.

4. Sonuç

16 Nisan referandumundan sonra HSK’nın tamamen iktidar partisinin güdümüne girmiş olduğu herkesin malumu. Her üç hakimden birinin ihraç edildiği ve bunların çoğunun da tutuklu olduğu bir ortamda, geriye kalan hakimlerin, iktidarın beklentisine uygun karar vermekten başka pek çaresi yok gibi.

Diktatörlüğe giden bir yönetimde gazeteciler, avukatlar, hakimler/savcılar en büyük engel olarak görülür ki, Erdoğan Türkiye’si şu an tutuklu gazeteci ve hukukçu sayısı yönüyle dünya lideri. Bu tutuklamalarla, geriye kalan gazeteci ve hukukçulara, çok önemli bir kabiliyet bahşedilmiş oluyor: “İktidar Partisi gibi düşünebilmek!” Hitler’in hakimleri de karar verirken, “benim yerimde Führer olsa ne karar verirdi” diye düşünürmüş.

Hasılı, AKP’nin evrensel hukuk değerlerine sırtını tamamen döndüğü bu günlerde, iktidar partisi veya istihbarat birimi raporunu andıran çok daha fazla mahkeme kararıyla karşılaşmak artık olağan bir hal alacaktır.

*****

Yazıyı beğendiyseniz / paylaşmak isterseniz bu tweeti, retweet edebilirsiniz: