Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname; Karar Sayısı: KHK/9999

Olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirler alınması; Anayasanın 121 inci maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 31/2/2018 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Mahkumiyete ilişkin tedbirler

MADDE 1 – (1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişilere, listede belirtilen suçlar için karşılarında gelen miktarda, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın ağır hapis cezası verilmiştir. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. İnfaz işlemlerine derhal başlanır. Verilen hapis cezasına karşı dava yolu kapalıdır. Ancak Mahkumiyet Kararlarını İnceleme Komisyonu’na yapılacak başvuru ile hapis cezasına itiraz edilebilir.

(2) Listede ismi olan kişiler hakkında devam eden soruşturma ve kovuşturmalar, Savcılık ve Mahkemeler tarafından re’sen düşürülür.

Mahkumiyet Kararlarını İnceleme Komisyonu

MADDE 2 – (1) Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan veya çıkarılacak Kanun Hükmünde Kararnamelerle verilen hapis cezalarına yapılacak itirazları incelemek üzere Mahkumiyet Kararlarını İnceleme Komisyonu kurulmuştur. Komisyon üyesi sayısı beştir ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Komisyon üyeleri Ak Parti üyeleri arasında seçilir.

(2) Komisyonun çalışma usulleri (1) yıl içinde çıkarılacak Yönetmelikle belirlenir. Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanmasından (1) yıl sonra Komisyon çalışmalara başlar.

(3) Komisyonun vereceği itirazın reddi kararı kesindir. Ancak itirazın kabulü kararı halinde başvurucu hakkında Ankara Ağır Ceza Mahkemelerinde dava açılır. İtirazın kabulü kararı; başvurucunun tahliyesini sağlamaz. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verilmesi halinde tahliye ön kararı verilir. Ancak bu karar başvurucunun tahliye edileceği anlamına gelmez. Tahliye ön kararından itibaren (1) ay içinde hakkında yeni bir Kanun Hükmünde Kararname yayımlanmaması halinde, kişinin tahliyesine izin verilir.

Masumiyet hükümleri

MADDE 3 – (1) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler hakkında daha önce verilmiş mahkumiyet kararları, devam eden kovuşturma ve soruşturma işlemleri re’sen sonlandırılmıştır. Bu kişiler hakkında bir daha hiçbir şekilde yargısal faaliyet yürütülemez.

(2) Cumhurbaşkanı tarafından isimleri re’sen belirlenecek kişiler ile Cumhurbaşkanının beşinci dereceye kadar civar ve sıhri hısımları, doğuştan aksi iddia edilemeyecek masumiyet karinesine sahiptirler.

*****

Anayasal bir uygulama olan Olağanüstü Hal ilanı ve Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi, son bir yılda toplumun üzerinde kabus gibi çökmüş durumda. OHAL KHK’ları, kış lastiğinden evlilik programlarına, ilamsız icra takibinden rektör seçimlerine kadar, OHAL ilanı gerekçesi ile ilgisiz birçok konuyu düzenlemek için dahi kullanılıyor. Bu KHK’larla, evrensel hukuk ilkeleri yok sayılarak, kişi özgürlüğü ve hukuk güvenliği alanlarına pervasızca müdahale ediliyor.

Erdoğan Rejimi, yukarıda benim yazdığım gibi hükümler içeren bir KHK yayınlasa, itiraz edecek bir yargı mercii yok. Anayasa Mahkemesi bu ruhsatı Erdoğan Rejimine sunmuş durumda.

Anayasa Mahkemesi’nden aldığı bu ruhsatla kendine geniş oynama alanı bulan rejim, toplumu dönüştürmek için de kendi medyasını, en keskin şekilde kullanıyor. Günün her saatinde telescreenlerden, nefret anı yayını yapılıyor. Haftalık muhtar toplantıları, nefret haftası etkinliğine dönüşüyor.

Erdoğanist olmayan herkes, birer Emmanuel Goldstein. Bu karakter, o günkü gündeme göre, CHP, FETÖ, Komünist, HDP, Avrupa devletleri, Batı gibi kalıplara girebiliyor. Hepsi “Erdoğan’a ve Erdoğan’ın Türkiye’yi kalkındırmasına düşman” olarak, nefret anının başrol oyuncusu oluyorlar. Bu programlarda, kendilerinden olmayan herkesi hedef yapanlar da adeta birer düşünce polisi. İmkanları olsa buharlaştırma işlemine girecekler. “Kayıp insanlar” konusuna bakınca, “buharlaştırma yapılmıyor” da diyemeyiz. Nihayetinde Erdoğan’ın damadı da, “boğazlamak” için can atanlardan değil mi?

cy
Cesur Yeni Dünya; 1932’de yayımlandı
1984
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört; 1949’da yayımlandı

Orwell, 1984’ü bu devirde yazsaydı, distopya kurgusunda, Erdoğan rejiminden alacağı örnekler olurdu. Ama bu öykünme sadece Orwell ile sınırlı kalmazdı. Huxley’in de öyküneceği örnekler sunuyor Türkiye. Çünkü; Orwell’in distopyasında proller, acıdan ve cezadan kaçınma dürtüsüyle, Huxley’in distopyasında keyfe ve hazza yönelme dürtüsüyle kontrol ediliyordu. Ama Erdoğan rejimi, her iki yöntemi birlikte kullanıyor; muhaliflerini acı ve ceza vaadiyle, yandaşlarını da keyif ve haz vaadiyle kontrol ediyor. Artık Türkiye’de zulme uğrayanlar ve zulümden korkanlardan sonra üçüncü bir grup daha oluştu: Yapılan sayısız zulümden haz duyanlar… Bunların Huxley’in hedonist toplumundan da farkı yok ama Orwell’in ve Huxley’in tasavvur edemediği bir yönleri daha var; propagandasını yaptıkları acı ve korku dürtüsünden, zevk alıyorlar.

Peki ne yapacağız?

–sonunda pes etse de– Orwell’in baş karakteri Winston Smith’i işkencelere karşı ayakta tutan tek şey Julia’ya duyduğu aşktı. Bizim pes etme hakkımız yok ve ayakta kalmamızı sağlayacak tek şey, özgürlük aşkı. Her türlü özgürlüğümüze kavuşma hayaline sarılmaktan ve bunun için de anlatmaktan başka çaremiz yok.

Acı ve cezadan korkanlara anlatacağız. Susmayacağız. Hep konuşacağız. Yapmazsak yakında yukarıdaki gibi KHK’ları göreceğiz. Çünkü; doymak bilmez hedonist yandaşlara, yeni zevkler lazım. Haz duyacakları yeni zulüm yöntemleri lazım. Engellemek istiyorsak anlatalım, susmayalım.

Ne güzel yazmış Kurt Vonnegut: “En azından konuşma özgürlüğümüz var” dedim. O da bana “bu başkasının sana verdiği birşey değil ki, kendi kendine vermen gereken birşey”, dedi.

●○•○●

Yazıyı beğendiyseniz / paylaşmak isterseniz, bu tweeti retweet edebilirsiniz.